Bu web sitesinde çerezler kullanılmaktadır

İçeriği ve reklamları kişiselleştirmek, sosyal medya özellikleri sunmak ve trafiği analiz etmek için çerezler kullanıyoruz. Sitemizi kullanımınızla ilgili bilgileri ayrıca sosyal medya, reklamcılık ve analiz iş ortaklarımızla paylaşabiliriz. İş ortaklarımız, bu bilgileri kendilerine sağladığınız veya hizmetlerini kullanırken topladıkları diğer bilgilerle birleştirebilir.

Haberler

28.09.2022

İlkokul 1 ve 2. Sınıf Velilerimiz Klinik Psikolog Dr. Neslihan Zabcı ile Bir Araya Geldi

İlkokul 1 ve 2. sınıf öğrencilerimizin ebeveynleri ile bir araya gelen Dr. Neslihan Zabcı, çocukların öz güven gelişimi, arkadaşlık ilişkileri ve akademik kazanımlar ile ilgili hayatlarına girecek yepyeni gelişmelere karşın pozitif ebeveyn tutumları ile akademik hayata uyumlarını nasıl destekleyebilecekleri konusunda önerilerini velilerimizle paylaştı.

İlkokul 1 ve 2. Sınıf Velilerimiz Klinik Psikolog Dr. Neslihan Zabcı ile Bir Araya Geldi

Dr. Natuk Birkan İlkokulu 1 ve 2. sınıf öğrencilerimizin ebeveynlerine ve ilgili kademe öğretmenlerine yönelik olarak gerçekleştirdiğimiz "İlkokula Uyum Sürecinde Çocuğun Ruhsallığı" konulu seminerde Dr. Neslihan Zabcı ile bir araya geldik. 

Seminerde çocukların okula uyum süreçleri, bilişsel becerileri ve gelişim dönemi özellikleri, arkadaşlık ilişkileri, ödev ve sorumluluklar, ayrışma ve bireyselleşme, öz güven gelişimi ve öz bakım becerileri gibi konulardan bahsedildi. 

Çocukların her şeyi ilk önce evde deneyimlendiğini söyleyen Neslihan Zabcı, tüm bu deneyimlerin sonuçlarının okulda görüldüğünü aktardı ve şöyle devam etti: "İlkokul sürecine başlayan çocuk bireysel isteklerini erteleyebilme becerisine sahiptir. Bu da kurallara uymayı kolaylaştıracaktır. Çocuğun kendi üzerine düşünebilmesi için beden farkındalığının gelişmesi gerekir. Çocuk bu dönemde kendi yemeğinin miktarını belirleyebilir, tuvalet temizliğini kendi gerçekleştirebilir, duşunu kendi alabilir. Yani konu bedense; belirleyici çocuk olmalıdır. Bu durum öz güven açısından da önemlidir. Öz güven demek; iktidar demek, içsel güç demektir. Yetişkin müdahale ve yönlendirmesinin çok olduğu yerde öz güven zayıflar."

"Anne baba suçlayıcı değil öğretici olmalıdır."
Akademik gelişimde agresif dürtünün rolüne dair örnekler paylaşan Zabcı şöyle devam etti: "Çatışma olmadan benlik gelişimi olmaz. Agresif dürtü doğuştan gelir ve içsel ateş gibidir. Akademik gelişim için bu dürtü gereklidir. Rekabet duygusu ve kendini ifade edebilme becerisi kaynağını bu dürtüden alır.  Agresif dürtünün bastırıldığı durumlarda çocuk kendi duygusundan korkar; çekingen ve pasif hale bürünür ya da öfke bedene yönelir; egzama, tırnak yeme, sık düşme gibi durumlar görülür. Bu dürtünün uygun yansıtılması için bedenin zarar görmeyeceği oyunlar oynanabilir. Boks yapmak istiyorsan yastık alayım ona vurabilirsin gibi yönlendirmeler yapılabilir. Bilgisayar oyunları sayesinde de çocuk sembolik olarak öfkesini işleyebilir." Teknolojik aletlerin kullanımında bir kerede ekran başında geçirdiği sürenin önemli olduğunu vurgulayan Zabcı, ekran süresinin 6 yaş çocuğu için 30 dakika olup bir ara verildikten sonra tekrar 30 dakika hak verilebileceğini paylaştı. 

"Eksiklik yoksa sorumluluk yoktur." 
Ödev konusunda çocukla empati yapmanın ve ödev yapma zamanını belirlemede çocuğun öncü olmasının önemine, ödevin eğlenceli hale getirilmesi, ödevini yapmazsa bir şeyden mahrum kalmaması gerektiğine vurgu yapan Klinik Psikolog Dr. Neslihan Zabcı, "Böyle durumlarda çocuk için ödev, istediğinin olmasına engel olan kötü, engelleyici ve zorlayıcı anlama gelir. Yap da kurtul gibi ifadeler ödevin geliştirici olan yanından çok ondan bir an önce kurtulması gerektiği düşüncesini uyandırır.  Anne baba öğretmen rolünde olmadan destekleyici konumda olmalıdır. Çocuğun ne kadar geliştiği, öğrenmek için ne kadar çaba gösterdiği ve nerden nereye geldiği vurgulanmalıdır. Çocuk ödevini yapmıyorsa bunu kendisi öğretmenine anlatmalı ve sorumluluğunu üstlenmelidir. Çocuk yerine kararlar alıyor ve onun yerine bir şeyler yapılıyorsa çocuk sürekli uyarılma halinde olur. Uyarılmanın olmadığı durumlarda neyin eksik olduğunu anlamadığı gibi aynı zamanda sık uyarılmanın beden yansıması da hareketlilik olur. Boşluk hareketle dolar." dedi. 

"Arkadaşı vurduysa saldırgan davranışa maruz kalmıştır, zorbalığa değil."
Zorbalık ve saldırgan davranış konularına da değinen Zabcı iki kavram arasındaki farklı şöyle açıkladı: "Zorbanın olduğu yerde mağdur da vardır. Zorbaca davranışlarla çalışılması gerektiği kadar mağdurla da çalışılmalıdır. Buna maruz kalan çocuklar agresif dürtüsünden korkan bir nevi ateşi sönmüş çocuklardır. Hassas, kırılgan, izlediği çizgi filmin bir karakterinden çok etkilenme, bedeninin zarar görmesinden korkma, top gelecek diye kaçıncı dvranışlar gözlenebilir.  Zorbalıktan bahsedebilmek için 2 kriter olmalıdır. Birincisi hiyerarşik farklılık: Biri ergen biri çocuk, birisi çok güçlü birisi çok zayıf; ikincisi ise sistematik olmalı: Aynı zorba aynı mağdura sözel, fiziksel ve psikolojik şiddet gösterecek. Çocuk öğrendiği ilişki biçimine göre iletişimini sürdürür. Ergenliğin nasıl geçeceği çocukluktan belli olur. Ergenlik, çocukluğun sonucudur. Ergenlik anne ve babanın karnesidir."






Merhaba
Soru ya da önerilerinizi yazabilirsiniz.
kapat